top of page

SİNEMADA ÖTEKİ: KULÜP DİZİSİ

  • Yazarın fotoğrafı: Ebru Akkoyun
    Ebru Akkoyun
  • 22 Eyl 2022
  • 2 dakikada okunur

Güncelleme tarihi: 2 Tem


Öteki ve ötekileştirilmenin iki yüzü olarak Kulüp dizisi örnek verilebilir.

Kulüp dizisi bazı insanlar ve/veya gruplar tarafından oldukça beğenilir ve takdir toplarken yani idealize edilirken, bazı insanlar ve/veya gruplar tarafından yine oldukça olumsuz eleştirildiği yani devalüe edildiği görülmekte. Henüz diziyi konuşmaya başlamadan böldük, ayrıştırdık öteki ettik :)


ree


Dizide çokça ötekiyi göreceğiz fakat burada birkaçından söz ediyor olacağım.

Raşel; kendisini müslüman olarak, Aysel ismiyle tanıtan Yahudi kökenli karakter İsmet’in ötekisini öğrenmesinden sonra Aysel demeye demeye devam ettiğini görüyoruz.

Kulüp sahibi Orhan; aslen Rum kökenli olan Orhan’ın asıl ismi Niko’dur. Beyanını esas almamız gereken Orhan’ın ötekisi olan Niko’yu ele alacağımız için Niko diyerek devam etmemde bir sakınca yok sanıyorum ki. (Bu arada Orhan’da Niko’nun ötekisi oluyor bu durumda.) Çünkü Niko’nun Alzheimer hastası annesi Mevhide, Rum oldukları unutmaz. Yani Alzheimer ötekiyi unutmaz ve zaman zaman Türkçe’yi unutup Rumca konuşur. Niko kendisine göre öteki olan Türkler’le beraber aynı eşit şartlarda yaşama arzusu ile çıktığı yolculuğunda kimliğinin açığa çıkmaması için annesini öldürmektedir. Burada öteki’nin şiddeti karşısında yaşamda kalmaya çalışan öteki’nin şiddetini görebilmekteyiz. Yani hem ötekinin şiddetini hem de ötekileştirilmeye maruz kalan ötekinin şiddeti söz konusu olabilmekte. Yani ötekinin, ötekileştirenin ve ötekileştirilenin herkes olabileceğini görebiliriz.


ree

Selim karakterine baktığımızda LGBTİ+ olmasından dolayı ailesinin kendilerine layık bir evlat olmadığı profilini çıkarabiliriz. Sesiyle var olmaya çalışan Selim’in giymeyi arzuladığı sahne kıyafetlerinden ötekinin dayanılmaz ağırlığını hafifletmeye çalıştığını sezinleyebiliriz.

Çelebi’nin ise Kulup’teki kadınlarla zorla cinsel ilişkide bulunmaya çalışması ve/veya bulunmasında rıza görülmediği için cinsel şiddet uyguladığını görürüz ve insan ticaretinden bahsederiz. Yine Çelebi’nin ucuz işçi çalıştırılmasında emek sömürüsünü görebilmekteyiz. Çelebi gözünde kadınların obje, nesne olarak görüldüğü bu hikayenin gerçekten uzak olmadığını da ekleyebiliriz. Yanı sıra insan evladının kanayan yarası olabilen çocuk işçiliğini de gözler önüne seriyor. Çelebi, İstanbul’a göç etmiş Matilda’yı Şabatından, Hacı’yı da Cumasından eder. Matilda’nın mahallesindeki Sefarad şarkısıyla Hacı’nın köyündeki ninninin birbirine çok benzediğini görmekteyiz. Mathilda’da Hacı’da, Hacı’da Mathilda’daki öteki’yi görür ve kapsar.


ree

Ve tabiki Mathilda; babasının ve kardeşinin Varlık Dergisi zamanında Aşkale’de çalışma kampına gönderilerek orada öldürümelerinin intikamını almasıyla başlayan hikayesi ile göz önünde gayrimüslim bir kadın. Bireysel adalet arayışı ile fail olur ve sonrasında kendisini kapsayıcılığı ile ruhu iyileştirebilen bir yanıyla görebiliriz. Birleştiren, ötekiyi görebilen, iyileştirme mücadelesi olan, ötekileştirmenin karşısında durabilen, filmin sonunda Çelebi’yi affedebilme özgürlüğüne sahip bir kadın. Kulüp’te çalışanlar için Kulüp artık nefes alınabilen bir Kulüp’e dönüşür. Değiştiren ve dönüştüren Mathilda.


Diziyi Ladino müziklerine yer vermesi ile sonladırmaya başlayabiliriz. Sürgüne zorlanan İspanyol kökenli Yahudi’lerin dili, yani ötekinin dili. Ladino müziklerinde yalnızlığa mahkum edilişi görebiliyoruz. Bazı Ladino müziklerinde Türkçe esintileri görebiliyoruz. Bizleri birleştiren ezgiler ise, bu ayrım nerden geliyor diye sormaz mıyız kendimize ? Peki farklı renklerle bütünleşelim mi ? Şimdi biraz müzik molası. Sizleri Lütfi Livaneli’nin Kardeşin Duymaz ismi ile söylediği Ladino müziklerinden George Dalaras’in seslendirdiği San Ton Metanasti ile baş başa bırakıyorum.


Unutmadan farklılıkları ile bir arada yaşayan Kulüp emekçilerinin sevgisi, barışı, dayanışması ile sonlandırmak iyileşmek için şart diye de eklemek isterim.


Son olarak Mathilda, Rachel, Selim ve Çelebi bir masa etrafında toplanarak birlikteliği, ait olabilmeyi, sarıp sarmalanmayı temsil ediyor gibi. Görüyoruz ki dayanışmanın olduğu yerde ötekileştirmeden söz edemeyebiliriz.


Yorumlar


© 2025 Öteki Terapi | Designed by Neşe Güleç | Powered & Secured by Wix          

  • LinkedIn
  • Instagram
  • YouTube
  • TikTok
  • X
  • Facebook
bottom of page